IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI

IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI

Okuma Süresi: 1 dk

Dünyanın en büyük uzay buluşması 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026), “Dünyanın Daha Fazla Uzaya İhtiyacı Var” temasıyla Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya NEST Kongre Merkezi'nde başladı.

Uluslararası Uzay Federasyonu (IAF) tarafından düzenlenen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ile SAHA İstanbul’un eş ev sahipliğinde gerçekleşen kongre, 108 ülkeden binlerce katılımcıyı Antalya’da buluşturdu.

Dev organizasyon; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, uluslararası uzay ajanslarının liderleri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

“İNSANLIĞIN HER ALANDA KATETTİĞİ MESAFENİN TEMELİNDE BİLİM VE TEKNOLOJİ VARDIR”

Kongrenin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, haberleşmeden güvenliğe, insanlığın her alanda kat ettiği mesafenin temelinde bilim ve teknolojinin olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Haberleşmeden güvenliğe, ekonomiden ulaşıma, tarımdan afet yönetimine, insanlığın her alanda kat ettiği mesafenin temelinde bilim ve teknoloji vardır. Bilim ve teknolojideki ilerlemenin doğrudan yansıdığı en kritik alan ise şüphesiz uzaydır. Dolayısıyla bugün uzayda daha fazla yer edinmek, aslında yeryüzünde insanlığın hayatını daha güvenli, daha müreffeh ve daha sürdürülebilir hale getirmek anlamına geliyor. Kongre münasebetiyle yapılacak toplantı, görüşme, sunum ve istişarelerin bu minvalde ufkumuzu aydınlatan tartışmalara vesile olacağına inanıyor, değerli fikirleriyle kongreye katkı sunacak herkese teşekkür ediyorum."

Türk milletinin gök bilimlerinde fevkalade zengin bir birikime tevarüs ettiğine dikkati çeken Erdoğan, ataların asırlar boyunca Türkistan coğrafyasının uçsuz bucaksız bozkırlarında güneşin ve ayın hareketlerini takip ettiklerini, kayıt altına aldıklarını, yıldızların dilini çözmeye çalıştıklarını vurguladı. Erdoğan, "Bilim tarihine şöyle bir baktığımızda 6. yüzyılda yaşamış Göktürkler döneminde özellikle astronomik gözlemlerle ve takvim bilgisine ilişkin önemli izlerle karşılaşıyoruz. Esasında tek başına 'Göktürk' ifadesi dahi milletimizin gökyüzü ile kurduğu güçlü bağın mahiyetini göstermesi açısından yeterlidir." diye konuştu.

"MEDENİYET HAVZAMIZDAKİ PEK ÇOK ALİM GÖK BİLİMLERİNE EŞSİZ KATKILAR YAPMIŞTIR"

Kökleri 15 asır öncesine uzanan bu ilginin Türk milletinin İslam'la müşerref olması akabinde daha kurumsal bir hal aldığının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bağdat'tan Şam'a, Semerkant'tan Buhara'ya, Meraga'dan Kurtuba'ya, Kahire'den İstanbul'a uzanan geniş medeniyet havzamızdaki pek çok alim gök bilimlerine eşsiz katkılar yapmıştır. İlim ve bilim insanlarımız devrin karanlığında yol ve yön arayan insanlığı aydınlatmak üzere yeni kandiller yakmıştır. Düşünürlerimiz, bilginlerimiz o dönemlerde ilmi heyet olarak adlandırılan astronomiye çok önemli eserler kazandırmıştır. Mesela ayın evrelerini hesaplayıp haritasını ilk çıkaran Ali Kuşçu'dan, 16. yüzyılda alemin merkezinin yerin merkezi olduğunu söyleyen Seydi Ali Reis'e kadar bu alanda çığır açan nice isim bu topraklarda yaşamış, yetişmiş, talebe yetiştirmiş, bugün bile hayran kaldığımız ilmi keşiflere imza atmıştır."

“TÜRKİYE'NİN UZAY YARIŞINDA GERİ KALMASINA ASLA MÜSAADE ETMEDİK”

İmkânı olan veya yolu İstanbul'a düşenlere müzeyi ziyaret etmelerini tavsiye eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir taraftan sahip olduğumuz bu zengin ve köklü mirasla gurur duyarken, diğer taraftan bunu daha da zenginleştirmeye gayret ediyoruz. Türkiye'yi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden itibaren her alanda geçmişle gelecek arasında güçlü köprüler kurmaya çalıştık. Tarihten ilham alarak bugüne ve yarına nasıl yön verebileceğimizi, nasıl mührümüzü vurabileceğimizi, geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri nasıl alabileceğimizi planlamanın çabasında olduk. Hedeflerimizi belirledik, kurumlarımızı güçlendirdik, insan kaynağımıza yatırım yaptık, sanayimizi harekete geçirdik, üniversitelerimizi ve araştırma altyapımızı destekledik. Türkiye'nin uzay yarışında geri kalmasına asla müsaade etmedik. Önümüze çıkan engellere ve zorluklara rağmen hamdolsun kısa sürede kayda değer mesafe aldık."

“TÜRKSAT 6A'YI UZAYA FIRLATTIK VE HİZMETE ALDIK”

Bir şeyi memnuniyetle ifade etmek istediğini dile getiren Erdoğan, bugün Türkiye'nin, kendi uydusunu tasarlayan, geliştiren, üreten, test eden ve uzayda işleten nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Erdoğan, İMECE ile yüksek çözünürlüklü yer gözlem alanında önemli bir kabiliyet kazandıklarını kaydederek, "GÖKTÜRK uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif kapasitesini artırdık. TÜRKSAT 5A ve TÜRKSAT 5B'yi başarıyla uzaya gönderdik. 2024 yılında ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A'yı uzaya fırlattık ve hizmete aldık. TÜRKSAT 6A, Türkiye'nin mühendislik kabiliyetini, sanayi altyapısını, insan kaynağını ve uzay teknolojilerindeki öz güvenini de teyit etmiştir." ifadelerini kullandı.

"BİZ DAHA BÜYÜK HEDEFLERİN PEŞİNDEN KOŞUYORUZ"

"Burada şunun da altını çiziyorum. Bizim için uzay sadece uydulardan ibaret değildir." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uzay araştırmaları ve insanlı uzay faaliyetleri de Milli Uzay Programı'mızın önemli unsurları arasında yer alıyor. 2024 yılında Alper Gezeravcı'yı Uluslararası Uzay İstasyonu'na göndererek Cumhuriyet'imizin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdik. Ardından Tuva Cihangir Atasever'in yörünge altı araştırma uçuşuyla mikro yer çekimi araştırmalarında yeni bir tecrübe kazandık. Bunlar ülkemiz için son derece anlamlı ama yeterli olmayan adımlardı. Biz daha büyük hedeflerin peşinden koşuyoruz. Elde ettiğimiz bu tecrübeyi çok daha yukarılara taşımanın gayreti içindeyiz. İnşallah Türkiye, insanlı uzay çalışmalarında daha nice görevi başarıyla gerçekleştirecek, nice bilim insanını, mühendisini ve astronotunu uzaya gönderecektir."

MİLLİ UZAY PROGRAMI'NIN EN HEYECAN VERİCİ HEDEFİ: AY

Erdoğan, 2021 yılında açıklanan Milli Uzay Programı'nın en heyecan verici hedeflerinden birinin de Ay olduğunu aktardı. Bundan 5 yıl önce programı açıklarken Ay'a gitme hedefi koyduklarını, bunu da milletle paylaştıklarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ufku dar, vizyonu sığ, muhayyilesi kıt kimi çevrelerin küçümseyici eleştirilerine muhatap olan iddiamızı hayalden çıkarıp attığımız adımlarla bugün somut bir programa dönüştürdük. Ay Araştırma Programı'mız kapsamında geliştirdiğimiz Ay Uzay Aracı'nın üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetlerini tamamladık. Şimdi sistem seviyesi çevresel testlerimizi gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık 3,5 ton ağırlığındaki Ay Uzay Aracı'mızın yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına sahip olması, bizim için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır. Daha da önemlisi İMECE ve TÜRKSAT 6A gibi projelerde kazandığımız mühendislik tecrübesini Ay görevimize aktarıyoruz. Yani her seferinde sıfırdan başlamıyor, bir önceki görevde kazandığımız bilgi ve tecrübeyi bir sonraki hedefimize taşıyoruz."

"UZAY YARIŞI BİRKAÇ ÜLKENİN KENDİ ARASINDA YÜRÜTTÜĞÜ BİR MÜCADELE OLAMAZ"

Erdoğan, uzayda var olmak için yalnızca uydu üretmenin yetmeyeceğini, uzaya erişebilmenin de gerektiğini vurgulayarak, bu nedenle Milli Uzay Programı'yla uzaya erişim ve uzay limanı hedefini özel bir yere koyduklarını dile getirdi.

Türkiye'nin coğrafi şartlarını da dikkate alarak dost ve kardeş Somali ile uzay alanında tarihi bir iş birliğinin temellerini attıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Somali'de hayata geçireceğimiz uzay limanının inşa çalışmalarını başlattık. Bu stratejik projenin hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Projemizle Türkiye'nin uzaya erişim kapasitesini geliştirme yanında, Afrika kıtasının uzay ekosisteminin gelişmesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bizim ilkemiz şudur, uzay yarışı birkaç ülkenin kendi arasında yürüttüğü bir mücadele olamaz. Böyle olmamalı, böyle görülmemelidir. Aynı şekilde uzay, önden gidenin el koyduğu bir ganimet de değildir. Özellikle uzayı silahlandırmak ve burayı silahlanma yarışının aracı haline getirmek fevkalade yanlıştır. Dahası tehlikelidir. İnsanlığın ortak geleceğine yönelik aleni bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun son dönemde yaygınlık kazandığını görüyor ve doğru bulmuyoruz."

Erdoğan, Türkiye olarak uzayın imkanlarından daha fazla ülkenin yararlanmasını istediklerini, daha fazla ülkenin bilim üretmesini, daha fazla gencin uzay teknolojilerine erişmesini, daha fazla girişimcinin küresel uzay ekonomisine katılmasını arzu ettiklerini belirterek, "Şurası bir gerçek ki uzay, teknolojik kapasitesi ne olursa olsun bir ülkenin tek başına şekillendirebileceği bir alan olmaktan çıkmış, ortak hedefler etrafında birlikte hareket etmeyi gerektiren küresel bir alana dönüşmüştür." diye konuştu.

BAKAN KACIR: "UZAYDA BARIŞ İÇİN ANTALYA DEKLARASYONU"NA ÖNCÜLÜK ETTİK”

Bakan Kacır da yaptığı konuşmada, 16. Bakanlar ve Parlamenterler Toplantısı'nda Türkiye olarak "Uzayda Barış için Antalya Deklarasyonu"na öncülük ettiklerini vurgulayarak, kongre kapsamında 9 Ekim’de halk günü düzenleneceğini belirtti. Kacır, şunları kaydetti:

ANKARA’YA UZAY TEKNOPARKI: Millî Uzay Programımızdaki hedefleri, kalıcı teknolojik ve endüstriyel kabiliyetlere dönüştürecek güçlü bir uzay Ar-Ge ekosistemi oluşturmak üzere Ankara’da Zat-ı Devletlerinizin talimatıyla uzay teknoparkı kuruyoruz. Türkiye’nin uzaya bağımsız erişimini güvence altına alacak, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki ülkelere hizmet sunacak bir uzay limanını Somali’de inşa ediyoruz. Elbette insanlığın hayallerini ufkun ötesine taşıyan pek çok uzay projesi; farklı ülkelerin bilgi, tecrübe ve imkânlarını ortak hedefler doğrultusunda bir araya getirmesinin eseri.

DAHA ADİL BİR DÜNYA: Çeyrek asrı aşkın süredir yörüngede kesintisiz insan barındıran Uluslararası Uzay İstasyonu, insanlık ailesi olarak bir araya geldiğimizde neler başarabileceğimizin ve uzayın milletler arasında güven ve iş birliği köprüleri kurduğunun somut bir örneği. Uzay çalışmalarının barışçıl, sürdürülebilir ve tüm insanlığın ortak yararına gerçekleştirilmesini ilke edinen Türkiye, bu iş birliği ruhuna en üst düzeyde katkı sunacak bilgi, birikim ve iradeye sahiptir.  Zat-ı Devletlerinizin dile getirdiği "Daha adil bir dünya mümkün" ideali, uzay vizyonumuzun da pusulasıdır. Uzay çalışmalarının daha fazla ülke, bilim insanı ve girişimcinin katkısıyla ilerlemesini; elde edilen kazanımların bütün insanlığın refahına hizmet etmesini arzuluyoruz.

77. ULUSLARARASI UZAY KONGRESİ’NE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ: Bilginin ve tecrübenin çoğaldığı, teknolojik kabiliyetlerin birbirini tamamladığı, karşılıklı güven ve ortak kazanım temelinde yükselen iş birliklerini, uzay diplomasisinin temel unsurları olarak görüyoruz. Bu iş birliği vizyonumuzu somut projelere dönüştürmek ve uzayın geleceğine yön verecek çalışmalara ülkemizin katkısını artırmak üzere 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ne ev sahipliği yapıyoruz. İnsanlık olarak bugün; iklim değişikliğinden doğal afetlere, su kıtlığından gıda güvenliğine pek çok sınamayla karşı karşıyayız. Uzay çalışmaları, bu sorunlara çözüm üretecek bilimsel ve teknolojik imkânlar sunuyor; aynı zamanda ülkelerin ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebileceği, insanlığın geleceği için ortak sorumluluk üstlenebileceği bir iş birliği zemini oluşturuyor.

UZAYDA BARIŞ İÇİN ANTALYA DEKLARASYONU: Uzayın barış ve iş birliği alanı olarak korunması ve sunduğu imkânlardan tüm ülkelerin adil biçimde yararlanması için, dün gerçekleştirdiğimiz 16. Bakanlar ve Parlamenterler Toplantısı'nda Türkiye olarak "Uzayda Barış için Antalya Deklarasyonu"na öncülük ettik. Kongre tarihinde bir ilk olan ve şimdiden 21 ülkeden 32 bakan, parlamenter ve uzay kuruluşu temsilcisinin desteğini alan bu deklarasyon, uzayın geleceğini ortak sorumlulukla şekillendirme irademizin güçlü bir ifadesi. Beş gün boyunca kongremizde aynı anlayışla, 100'ü aşkın ülkeden binlerce katılımcıyla uzay bilimi ve teknolojilerinin geleceğini tüm boyutlarıyla ele alacağız. Bilim insanlarının, sanayicilerin ve karar vericilerin katkılarıyla filizlenecek projeler, geliştirilecek fikirler ve kurulacak ortaklıklar; dünyanın sorunlarına yeni çözümler sunacak. Misafirlerimiz de bu vesileyle uzay ekosistemimizi, mühendislerimizi, girişimcilerimizi ve gençlerimizi yakından tanıma imkânı bulacak.

24 BİNİ AŞKIN ARAŞTIRMACININ İSTİHDAMI DESTEKLENİYOR: Uzay bilimi ve teknolojilerinde kalıcı başarı; iyi yetişmiş, uluslararası tecrübeye sahip, bu birikimi üretime dönüştürebilen insan kaynağıyla mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak uzay teknolojilerinde faaliyet gösteren 20 Ar-Ge merkezinde ve teknoparklarımızdaki 310 girişimde 24 bini aşkın araştırmacının istihdamını destekliyoruz.  Millî Uzay Programı ile birlikte uzay ve havacılık alanında 40 binden fazla bilim insanı, araştırmacı ve gencimizin yer aldığı projelere katkı sunduk.

GELECEĞİN UZAYI: Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’lerle, bilim merkezlerimizle milyonlarca gencimizi bilimle, teknolojiyle, araştırma ve üretme kültürüyle buluşturduk. Bugün artık gökyüzüne baktığında başkalarının yaptıklarını seyretmekle yetinmeyen; kendi uydusunu, roketini, uzay aracını tasarlayan özgüven sahibi bir gençlik yetişiyor. Biz biliyoruz ki asıl büyük başarı hikâyesi daha yeni yazılıyor. Kongre kapsamında gençlerimize özel bir yer ayırdığımız “Geleceğin Uzayı” alanında girişimlerimizi ve TEKNOFEST şampiyonlarımızın projelerini, dünya sahnesine taşıyoruz.  Misafirlerimiz arasında bulunan astronotlar, gençlerimizle bir araya gelerek deneyimlerini paylaşıyor.

9 EKİM’DE HALK GÜNÜ DÜZENLENECEK: 9 Ekim’de düzenleyeceğimiz Halk Günü’nde kongremizin kapılarını milletimize açacak, özellikle çocukların ve gençlerin uzay bilimi ve teknolojileriyle buluşmasına imkân sağlayacağız. Bu yıl kongreye ülkemizden 1.810 akademik bildiri özeti gönderildi. Bu sayı, aynı zamanda kongre tarihinde tek bir ülkeden yapılan en yüksek başvuru sayısı. Kabul edilen 674 bildiriyle Türkiye, kongrenin bilimsel ayağına en geniş katılım sağlayan ülke oldu. Bu tablo; Zat-ı Devletlerinizin liderliğinde bilim ve teknolojiye yaptığımız yatırımların, yetişen insan kaynağının ve araştırmacılarımıza duyduğumuz güvenin güçlü bir karşılığı. Temennimiz, kongrenin ülkemize yeni bilimsel ve teknolojik atılımların kapısını açması; insanlık ailesine de bilginin paylaşıldığı, imkânların çoğaldığı ve ortak geleceğe duyulan güvenin pekiştiği bir iş birliği mirası bırakması.

IAF 2026 ÖDÜLLERİ TAKDİM EDİLDİ

Programda IAF 2026 ödülleri de IAF Başkanı Gabriella Arrigo tarafından takdim edildi. IAF Dünya Uzay Ödülü, Birleşik Arap Emirlikleri Uzay Ajansı'na (UAESA), IAF Uluslararası İş birliği Ödülü Space Foundation kurucularından Steve Eisenhart'a, IAF Astra Ödülü George Washington Üniversitesi'nden Scott Pace'e verildi.

IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI - Gorsel 2
IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI - Gorsel 3
IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI - Gorsel 4
IAC 2026 ANTALYA'DA KAPILARINI AÇTI - Gorsel 5