Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Burdur ve Amasya’ya yeni sanayi alanları müjdesini vererek, “118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy Organize Sanayi Bölgelerini bugün itibarıyla ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırmış olduk. Böylelikle OSB’lerimizin sayısını 374’e yükselttik.” dedi.
Bakan Kacır, İstanbul’da 17. Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalurji Teknolojileri, Makine ve Ürünleri İhtisas Fuarı’na katıldı. Bin 100’ü aşkın yerli ve yabancı firmanın katılımıyla üç gün boyunca metal sanayinin nabzının atacağı buluşmanın; yeni iş birliklerine, ticari ortaklıklara ve yatırımlara vesile olacağına işaret eden Kacır, fuarla eş zamanlı olarak gerçekleşecek 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresinin de metal sanayisi için verimli geçmesini diledi. Küresel ekonomilerde ezberlerin terk edildiği bir dönemde olunduğunu anlatan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:
GÜÇLÜ REKABET: Türkiye olarak bu yeni döneme güçlü bir vizyon, sağlam temelli politikalar ve kuvvetli bir üretim altyapısıyla hazırlandık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, son 23 yılda ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdık. Daha fazla yatırım, istihdam, üretim ve ihracat için hayata geçirdiğimiz reformlar, teşvikler ve altyapı yatırımlarıyla sanayimizin üretim kapasitesini büyüttük; rekabet gücünü ve katma değer üretme kabiliyetini daha ileri seviyelere taşıdık. Güçlü ve rekabetçi üretim altyapısı, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim ve teknoloji geliştirme üssü konumuna ulaştırdık.
İHRACATTA ARTIŞ: 23 yıl önce 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatımızı 283 milyar dolara yükselttik. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçıdır. Bölgesinde güvenin ve istikrarın adresi haline gelen Türkiye, küresel ve bölgesel meydan okumalara rağmen yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasındaki kalkınma yolculuğunu emin adımlarla sürdürüyor. “Millî Teknoloji Hamlesi” hedeflerimize giden yolda, sanayimizin çarkları her geçen gün daha hızlı dönüyor. Bu tabloyu mümkün kılan ekonomik istikrar getiren siyasi iradedir; Türkiye’nin potansiyeline inanan değerli sanayicilerimizdir, ülkemiz için alın ve akıl terini esirgemeyen mühendislerimizdir, teknisyenlerimizdir.
KALKINMA YOLCULUĞU: Otomotivden savunma sanayisine, enerjiden inşaata, gemi inşasından beyaz eşyaya sanayimizin tüm kollarına nitelikli girdi sağlayan metal sanayimiz, elbette Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda müstesna bir yere sahip. Türk demir çelik sektörü; yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesiyle, geniş ürün grubu ve çevreci üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinde kritik rol oynuyor. Küresel talepteki zayıflık ve ticarette artan korumacı tedbirler nedeniyle dünya ham çelik üretiminin yüzde 2 daraldığı geçtiğimiz yılda, sektörümüz değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlama kabiliyeti sayesinde küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı.
AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ÇELİK ÜRETİCİSİ: Bugün Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi konumundayız. Geçtiğimiz yıl 8 milyar avroya yakın ciroya ve 6 milyar avronun üzerinde doğrudan ihracata ulaşan döküm sanayimiz de metal sektörümüzün göğsümüzü kabartan bir diğer kolu. Sektörümüzün üretim kapasitesini besleyen, teknolojik kapasitesini artıran adımlarla; bugün döküm sanayisinde Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise yedinci büyük döküm üreticisi seviyesine eriştik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak metal sanayimizin tüm kollarında üretim kapasitesini, verimliliği ve katma değeri artıracak yatırımları desteklemeye devam ediyoruz. Sektörümüzün yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıracak, uluslararası rekabet gücünü ileri taşıyacak teşvik ve finansman mekanizmalarımızı hayata geçiriyoruz. Merkez Bankamızın 750 milyar liralık kaynak ayırdığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programıyla; ülkemiz için stratejik değeri yüksek 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlara yıllık yüzde 12,95 finansman maliyetine kadar uygun koşullu finansman imkanlarla, 2 yılı ana para ödemesiz, 10 yıl vadeli kaynak kullanım imkânı sağlıyoruz. YTAK Programına bu yıl 310 stratejik öncelikli ürün, 272 teknoloji alanı yanında 36 kritik hammadde üretimine yönelik yatırımlarını da dahil ettik.
YATIRIMIN ADRESİ: Geçtiğimiz ay program kapsamında hayata geçirdiğimiz yeni uygulamayla, stratejik nitelik taşıyan tüm projelere doğrudan; 100 milyon liranın üzerinde yatırımla hayata geçen diğer projelere; yatırımın ilerleme seviyesi, OSB ve Endüstri Bölgelerinde gerçekleşme, yatırımcının Ar-Ge faaliyetleri gibi unsurları önceliklendirerek 1 yılı anapara ödemesiz 5 yıl vadeli, Merkez Bankası politika faiz oranının 10’da 7’si finansman maliyeti ile kaynak sunmak üzere yeni bir pencere açtık.
HIT-30 PROGRAMI: Ülkemizi daha fazla yeni teknoloji yatırımının adresi haline getirmek üzere hayata geçirdiğimiz bir diğer program, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı. Programda; ölçeği, niteliği ve küresel değer zincirlerinde oluşturacağı etki itibarıyla ülkemize teknoloji geliştirme ve üretme kabiliyetinde kazanım sağlayacak yatırımlar için cazip koşullarda finansman ve uygun yatırım alanları sunuyoruz. Batarya, elektrikli araç, güneş hücresi, rüzgâr türbinleri, çip, savunma teknolojileri, veri merkezleri, yapay zekâ, endüstriyel robotik üretimine ve büyük ölçekli Ar-Ge merkezi kurulumuna yönelik çağrılarımızla Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü arttırıyoruz.
İNOVASYON LİGİ: 2030 yılına dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak. Yüksek üretim kapasitesi ve katma değerli üretim kabiliyetiyle öne çıkan metal sanayimiz için de bu yatırımlar yeni fırsatların kapısını açacak. Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, endüstriyel robotlardan savunma teknolojilerine geniş bir yelpazede ihtiyaç duyulacak nitelikli metal ürünlerine yönelik talep, sektörümüzün yeni nesil üretim teknolojilerine uyumunu da hızlandıracak.
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM: Demir-çelik, döküm ve demir dışı metallerde daha yüksek katma değerli ürünlerin geliştirilmesine, yerli tedarik zincirlerinin derinleşmesine ve sanayimizin rekabet gücünün artmasına hız kazandıracak. Sanayimizi yüksek katma değerli üretimle büyütürken; çevreye duyarlı, kaynakları verimli kullanan ve sürdürülebilir bir üretim yapısını ülkemizde tesis etmek önceliğimiz. Bu anlayışla, lokomotif sektörlere girdi tedariki sağlayan alüminyum, çelik, gübre ve çimento sektörleri için “Düşük Karbonlu Yol Haritaları”mızı hazırladık.
DÜŞÜK KARBONLU YOL HARİTASI: Döküm sanayimizde yeşil üretimi kalıcı kılacak adımlarımızı tayin edecek sektörel düşük karbonlu yol haritası için de hep birlikte çalışıyoruz. İmalat sanayimizin karbon ayak izini azaltmak, kaynak verimliliğini yükseltmek ve üretim süreçlerini yeni teknolojilerle buluşturmak üzere Dijital ve Yeşil Dönüşüm Programlarını hayata geçirdik. İkiz dönüşüm yolculuğunda firmalarımıza rehberlik ettiğimiz bu programlarla, desteklenmeye hak kazanan projelere 226 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 40'ına kadar vergi indirimi sağlıyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜM: Yeşil dönüşüm yolculuğunda uluslararası finans kuruluşlarının finansal kaynakları, uzmanlığı ve birikiminden sanayimizin üst düzeyde yararlanması adına son yıllarda önemli iş birliklerine imza attık. Dünya Bankasıyla yürüttüğümüz “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi”, "Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi" ve “Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi” ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk. 'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attık. Bizler, 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da istihdam sağlayan, üreten, ihracat yapan ve bu ülke için elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin yanında, yakınında olmayı sürdüreceğiz. Bu anlayışla, yatırımcılara çevre dostu, maliyet etkin sanayi alanları sunan organize sanayi bölgelerimizin hem niteliklerini hem de niceliklerini daha ileri taşımaya devam edeceğiz.
MÜJDE VERDİ: Sanayicilerimiz adına yeni bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum. 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy Organize Sanayi Bölgelerini bugün itibarıyla ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırmış olduk. Böylelikle OSB’lerimizin sayısını 374’e yükselttik. Yeni yatırımlara, üretime ve istihdama kapı aralayacak organize sanayi bölgelerimizin şehirlerimize, sanayicilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Saygıdeğer sanayiciler, su hakikatin hepimiz farkındayız. Dünya uzunca bir zaman sonra kural bazlı serbest ticaretin ve küreselleşmenin terk edildiği bir döneme girdi. Gümrük vergileri, tarife engelleri, ithalat kotaları, teknik düzenlemeler gibi farklı yöntemlerle geliştirilen korumacılık yaklaşımları hızla tüm dünyaya yayılıyor. Şüphesiz çelik sektörümüz de bu korumacılık tedbirlerinden etkileniyor.
STRATEJİK ETKİNLİK: Yoğun ihracat yaptığımız Avrupa Birliği, çelik ithalatında küresel düzeyde kısıtlayıcı tedbirler aldı. Bu süreçte, her ne kadar Gümrük Birliği ortağı olarak ülkemize ayrıcalıklı kotalar tanınmış olsa da AB pazarına çelik ihracatımız maalesef etkilendi. Açık konuşmak gerekirse, en büyük ticaret ortağımız olan AB’nin son dönemde küresel rekabette yaşadığı güçlükler ve jeostratejik sorunlar nedeniyle almaya çalıştığı önlemlerde Türkiye’yi rakip değil paydaş ülke görmesi ve Türkiye’nin üretim gücünden istifade etmesi kendileri için de en doğru tercih olacaktır. Avrupa’nın Ar-Ge ve inovasyon kapasitesini artırmaya, yetkin insan kaynağına, sektörel çeşitliliğe, rekabet gücü elde etmesini sağlayacak ölçeğe ve stratejik etkinliğini artırmaya ihtiyacı var. Bu ihtiyaca cevap vermenin yolu Türkiye’yle rekabetten değil Türkiye’yle iş birliğini kuvvetlendirmekten geçer.
SANAYİCİMİZİN YANINDAYIZ: Biz her durumda, sanayicimizin yanındayız, yanında olacağız. Daha yenilikçi daha katma değerli ürünlere geçişi hızlandıracağız. Yeşil üretim, yeşil enerji, döngüsel ekonomi yatırımlarıyla karbon emisyonlarını azaltacağız. İhracat pazarlarımızı mutlaka çeşitlendireceğiz. Sanayicimizin üzerindeki yükleri azaltacağız. Hem yatırım hem işletme finansmanı için uygun koşullu imkanlar oluşturacağız. Bu ülkenin üretim gücüne, sanayicilerimizin azmine, mühendislerimizin birikimine ve gençlerimizin kabiliyetlerine güveniyoruz. Bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımlar daha büyük başarıların başlangıcı. Sanayimizin köklü birikimini ileri teknolojinin sunduğu imkânlarla buluşturarak, daha fazla üreten, daha yüksek katma değer oluşturan ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Bakan Kacır, İstanbul’da 17. Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalurji Teknolojileri, Makine ve Ürünleri İhtisas Fuarı’na katıldı. Bin 100’ü aşkın yerli ve yabancı firmanın katılımıyla üç gün boyunca metal sanayinin nabzının atacağı buluşmanın; yeni iş birliklerine, ticari ortaklıklara ve yatırımlara vesile olacağına işaret eden Kacır, fuarla eş zamanlı olarak gerçekleşecek 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresinin de metal sanayisi için verimli geçmesini diledi. Küresel ekonomilerde ezberlerin terk edildiği bir dönemde olunduğunu anlatan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:
GÜÇLÜ REKABET: Türkiye olarak bu yeni döneme güçlü bir vizyon, sağlam temelli politikalar ve kuvvetli bir üretim altyapısıyla hazırlandık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, son 23 yılda ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdık. Daha fazla yatırım, istihdam, üretim ve ihracat için hayata geçirdiğimiz reformlar, teşvikler ve altyapı yatırımlarıyla sanayimizin üretim kapasitesini büyüttük; rekabet gücünü ve katma değer üretme kabiliyetini daha ileri seviyelere taşıdık. Güçlü ve rekabetçi üretim altyapısı, Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim ve teknoloji geliştirme üssü konumuna ulaştırdık.
İHRACATTA ARTIŞ: 23 yıl önce 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatımızı 283 milyar dolara yükselttik. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçıdır. Bölgesinde güvenin ve istikrarın adresi haline gelen Türkiye, küresel ve bölgesel meydan okumalara rağmen yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasındaki kalkınma yolculuğunu emin adımlarla sürdürüyor. “Millî Teknoloji Hamlesi” hedeflerimize giden yolda, sanayimizin çarkları her geçen gün daha hızlı dönüyor. Bu tabloyu mümkün kılan ekonomik istikrar getiren siyasi iradedir; Türkiye’nin potansiyeline inanan değerli sanayicilerimizdir, ülkemiz için alın ve akıl terini esirgemeyen mühendislerimizdir, teknisyenlerimizdir.
KALKINMA YOLCULUĞU: Otomotivden savunma sanayisine, enerjiden inşaata, gemi inşasından beyaz eşyaya sanayimizin tüm kollarına nitelikli girdi sağlayan metal sanayimiz, elbette Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda müstesna bir yere sahip. Türk demir çelik sektörü; yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesiyle, geniş ürün grubu ve çevreci üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinde kritik rol oynuyor. Küresel talepteki zayıflık ve ticarette artan korumacı tedbirler nedeniyle dünya ham çelik üretiminin yüzde 2 daraldığı geçtiğimiz yılda, sektörümüz değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlama kabiliyeti sayesinde küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı.
AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ÇELİK ÜRETİCİSİ: Bugün Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi konumundayız. Geçtiğimiz yıl 8 milyar avroya yakın ciroya ve 6 milyar avronun üzerinde doğrudan ihracata ulaşan döküm sanayimiz de metal sektörümüzün göğsümüzü kabartan bir diğer kolu. Sektörümüzün üretim kapasitesini besleyen, teknolojik kapasitesini artıran adımlarla; bugün döküm sanayisinde Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise yedinci büyük döküm üreticisi seviyesine eriştik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak metal sanayimizin tüm kollarında üretim kapasitesini, verimliliği ve katma değeri artıracak yatırımları desteklemeye devam ediyoruz. Sektörümüzün yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıracak, uluslararası rekabet gücünü ileri taşıyacak teşvik ve finansman mekanizmalarımızı hayata geçiriyoruz. Merkez Bankamızın 750 milyar liralık kaynak ayırdığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programıyla; ülkemiz için stratejik değeri yüksek 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlara yıllık yüzde 12,95 finansman maliyetine kadar uygun koşullu finansman imkanlarla, 2 yılı ana para ödemesiz, 10 yıl vadeli kaynak kullanım imkânı sağlıyoruz. YTAK Programına bu yıl 310 stratejik öncelikli ürün, 272 teknoloji alanı yanında 36 kritik hammadde üretimine yönelik yatırımlarını da dahil ettik.
YATIRIMIN ADRESİ: Geçtiğimiz ay program kapsamında hayata geçirdiğimiz yeni uygulamayla, stratejik nitelik taşıyan tüm projelere doğrudan; 100 milyon liranın üzerinde yatırımla hayata geçen diğer projelere; yatırımın ilerleme seviyesi, OSB ve Endüstri Bölgelerinde gerçekleşme, yatırımcının Ar-Ge faaliyetleri gibi unsurları önceliklendirerek 1 yılı anapara ödemesiz 5 yıl vadeli, Merkez Bankası politika faiz oranının 10’da 7’si finansman maliyeti ile kaynak sunmak üzere yeni bir pencere açtık.
HIT-30 PROGRAMI: Ülkemizi daha fazla yeni teknoloji yatırımının adresi haline getirmek üzere hayata geçirdiğimiz bir diğer program, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı. Programda; ölçeği, niteliği ve küresel değer zincirlerinde oluşturacağı etki itibarıyla ülkemize teknoloji geliştirme ve üretme kabiliyetinde kazanım sağlayacak yatırımlar için cazip koşullarda finansman ve uygun yatırım alanları sunuyoruz. Batarya, elektrikli araç, güneş hücresi, rüzgâr türbinleri, çip, savunma teknolojileri, veri merkezleri, yapay zekâ, endüstriyel robotik üretimine ve büyük ölçekli Ar-Ge merkezi kurulumuna yönelik çağrılarımızla Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü arttırıyoruz.
İNOVASYON LİGİ: 2030 yılına dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak. Yüksek üretim kapasitesi ve katma değerli üretim kabiliyetiyle öne çıkan metal sanayimiz için de bu yatırımlar yeni fırsatların kapısını açacak. Elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, endüstriyel robotlardan savunma teknolojilerine geniş bir yelpazede ihtiyaç duyulacak nitelikli metal ürünlerine yönelik talep, sektörümüzün yeni nesil üretim teknolojilerine uyumunu da hızlandıracak.
SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM: Demir-çelik, döküm ve demir dışı metallerde daha yüksek katma değerli ürünlerin geliştirilmesine, yerli tedarik zincirlerinin derinleşmesine ve sanayimizin rekabet gücünün artmasına hız kazandıracak. Sanayimizi yüksek katma değerli üretimle büyütürken; çevreye duyarlı, kaynakları verimli kullanan ve sürdürülebilir bir üretim yapısını ülkemizde tesis etmek önceliğimiz. Bu anlayışla, lokomotif sektörlere girdi tedariki sağlayan alüminyum, çelik, gübre ve çimento sektörleri için “Düşük Karbonlu Yol Haritaları”mızı hazırladık.
DÜŞÜK KARBONLU YOL HARİTASI: Döküm sanayimizde yeşil üretimi kalıcı kılacak adımlarımızı tayin edecek sektörel düşük karbonlu yol haritası için de hep birlikte çalışıyoruz. İmalat sanayimizin karbon ayak izini azaltmak, kaynak verimliliğini yükseltmek ve üretim süreçlerini yeni teknolojilerle buluşturmak üzere Dijital ve Yeşil Dönüşüm Programlarını hayata geçirdik. İkiz dönüşüm yolculuğunda firmalarımıza rehberlik ettiğimiz bu programlarla, desteklenmeye hak kazanan projelere 226 milyon liraya kadar nakdi destek ve yatırımın yüzde 40'ına kadar vergi indirimi sağlıyoruz.
YEŞİL DÖNÜŞÜM: Yeşil dönüşüm yolculuğunda uluslararası finans kuruluşlarının finansal kaynakları, uzmanlığı ve birikiminden sanayimizin üst düzeyde yararlanması adına son yıllarda önemli iş birliklerine imza attık. Dünya Bankasıyla yürüttüğümüz “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi”, "Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi" ve “Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi” ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk. 'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attık. Bizler, 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da istihdam sağlayan, üreten, ihracat yapan ve bu ülke için elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin yanında, yakınında olmayı sürdüreceğiz. Bu anlayışla, yatırımcılara çevre dostu, maliyet etkin sanayi alanları sunan organize sanayi bölgelerimizin hem niteliklerini hem de niceliklerini daha ileri taşımaya devam edeceğiz.
MÜJDE VERDİ: Sanayicilerimiz adına yeni bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum. 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy Organize Sanayi Bölgelerini bugün itibarıyla ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırmış olduk. Böylelikle OSB’lerimizin sayısını 374’e yükselttik. Yeni yatırımlara, üretime ve istihdama kapı aralayacak organize sanayi bölgelerimizin şehirlerimize, sanayicilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Saygıdeğer sanayiciler, su hakikatin hepimiz farkındayız. Dünya uzunca bir zaman sonra kural bazlı serbest ticaretin ve küreselleşmenin terk edildiği bir döneme girdi. Gümrük vergileri, tarife engelleri, ithalat kotaları, teknik düzenlemeler gibi farklı yöntemlerle geliştirilen korumacılık yaklaşımları hızla tüm dünyaya yayılıyor. Şüphesiz çelik sektörümüz de bu korumacılık tedbirlerinden etkileniyor.
STRATEJİK ETKİNLİK: Yoğun ihracat yaptığımız Avrupa Birliği, çelik ithalatında küresel düzeyde kısıtlayıcı tedbirler aldı. Bu süreçte, her ne kadar Gümrük Birliği ortağı olarak ülkemize ayrıcalıklı kotalar tanınmış olsa da AB pazarına çelik ihracatımız maalesef etkilendi. Açık konuşmak gerekirse, en büyük ticaret ortağımız olan AB’nin son dönemde küresel rekabette yaşadığı güçlükler ve jeostratejik sorunlar nedeniyle almaya çalıştığı önlemlerde Türkiye’yi rakip değil paydaş ülke görmesi ve Türkiye’nin üretim gücünden istifade etmesi kendileri için de en doğru tercih olacaktır. Avrupa’nın Ar-Ge ve inovasyon kapasitesini artırmaya, yetkin insan kaynağına, sektörel çeşitliliğe, rekabet gücü elde etmesini sağlayacak ölçeğe ve stratejik etkinliğini artırmaya ihtiyacı var. Bu ihtiyaca cevap vermenin yolu Türkiye’yle rekabetten değil Türkiye’yle iş birliğini kuvvetlendirmekten geçer.
SANAYİCİMİZİN YANINDAYIZ: Biz her durumda, sanayicimizin yanındayız, yanında olacağız. Daha yenilikçi daha katma değerli ürünlere geçişi hızlandıracağız. Yeşil üretim, yeşil enerji, döngüsel ekonomi yatırımlarıyla karbon emisyonlarını azaltacağız. İhracat pazarlarımızı mutlaka çeşitlendireceğiz. Sanayicimizin üzerindeki yükleri azaltacağız. Hem yatırım hem işletme finansmanı için uygun koşullu imkanlar oluşturacağız. Bu ülkenin üretim gücüne, sanayicilerimizin azmine, mühendislerimizin birikimine ve gençlerimizin kabiliyetlerine güveniyoruz. Bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımlar daha büyük başarıların başlangıcı. Sanayimizin köklü birikimini ileri teknolojinin sunduğu imkânlarla buluşturarak, daha fazla üreten, daha yüksek katma değer oluşturan ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.



